in the end - Türkisch Englisch Wörterbuch

in the end

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "in the end" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 8 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
in the end adv. sonunda
That is to say that we cannot be sure that in the end the government of Prime Minister Sharon is going to accept it.
Yani sonunda Başbakan Sharon hükümetinin bunu kabul edeceğinden emin olamayız.

More Sentences
in the end adv. sonuçta
We think that this is clearer, in the end, and more positive for consumers.
Bunun sonuçta daha net ve tüketiciler için daha olumlu olduğunu düşünüyoruz.

More Sentences
in the end adv. en sonunda
In the end, good will triumph over evil.
İyilik en sonunda kötülüğe karşı üstün gelecek.

More Sentences
in the end adv. eninde sonunda
The government listens to the people in the end.
Hükümet eninde sonunda halkı dinler.

More Sentences
Idioms
in the end expr. sonunda
And it is always the farmer who suffers in the end.
Ve sonunda acı çeken her zaman çiftçi oluyor.

More Sentences
General
in the end adv. nihayet
Idioms
in the end adv. en sonunda
in the end expr. nihayet

Bedeutungen, die der Begriff "in the end" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 45 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
fall out in the end v. külahları değişmek
end up in the wrong prison v. yanlış cezaevine düşmek
end up being the one in the wrong v. haksız duruma düşmek
end up in the hospital v. hastaneyi boylamak
end up in the hospital v. kendini hastanede bulmak
end up in the hospital v. gözünü hastanede açmak
in at the deep end adv. havuzun derin tarafında
in at the deep end adv. derin bir suyun içinde
Proverb
justice triumphs in the end sonunda adalet yerini bulur
Idioms
end up in the knacker's yard v. bir kenara itilmek
throw somebody in at the deep end v. birine zor bir görev vermek
jump in at the deep end v. bir şeye hazırlık yapmadan başlamak
jump in at the deep end v. balıklama atlamak
throw somebody in at the deep end v. birine zor bir iş vererek onu zor durumda bırakmak
end up in the poorhouse v. darülacezeye düşmek
end up in the poorhouse v. ele güne muhtaç hale gelmek
end up in the poorhouse v. ele güne muhtaç olmak
end up in the knacker's yard v. pabucu dama atılmak
be thrown in at the deep end v. zor bir işin içine hazırlıksız (yaka paça) atılmak
be thrown in at the deep end v. zor bir işi başına sarmak
end up in the knacker's yard v. unutulmaya yüz tutmak
go in off the deep end v. aniden öfkeye kapılmak
go in off the deep end v. birden deliye dönmek
go in off the deep end v. aklını kaçırmak
go in off the deep end v. aklını kaybetmek
go in off the deep end v. çıldırmak
go in off the deep end v. cinnet getirmek/geçirmek
go in off the deep end v. aklını oynatmak
go in off the deep end v. çılgına dönmek
go in off the deep end v. şalteri/sigortası atmak
be thrown in the deep end v. karmaşık/bilmediği bir işin içine atılmak
be thrown in the deep end v. kendini karmaşık/bilmediği bir şeyin içinde/ortasında bulmak
go in off the deep end v. kendini kaptırmak
go in off the deep end v. gaza gelmek
go in off the deep end v. kendini kaybetmek
go in off the deep end v. kontrolünü kaybetmek
in at the deep end expr. sıkıntıda
in at the deep end expr. zor durumda
in at the deep end expr. zor/tehlikeli bir durumda
in at the deep end expr. sıkıntılı bir durumda
in at the deep end expr. zor/tehlikeli bir durumun içinde
in at the deep end expr. sıkıntılı bir durumun içine girmiş
end up in the poorhouse yoksulluk içinde yaşamak
end up in the poorhouse yoksullar/düşkünler evinde yaşamak
Speaking
begin with the end in mind expr. sonu düşünerek başlayın